30 Ağustos Zafer Bayramı
Bunun İçin mi Savaştık?
Türk ordusunun 26 Ağustos 1922 günü başlayan Büyük Taarruz’u, 30 Ağustos günü büyük bir zaferle sonuçlandı. İngiliz emperyalizminin Anadolu’ya sürdüğü Yunan kuvvetleri hezimete uğradı. Türkiye, yakaşık dört yıl içinde yaşadığı cehennemden kurtularak yeniden dirildi.
30 Ağustos zaferi, bir çok yengiler ve yenilgilere tanık olan bin yıllık Türkiye tarihinin en büyük zaferidir. Çünkü bu savaş Türk milleti için meşru, haklı bir savaştı. Anadolu’nun şiddetli direnişi yeni bir Türk devletinin doğması ile sonuçlandı.
Yeni “Türkiye Halk Devleti” varlığını şu veya bu büyük devletin himayesine bağlamayan, kendi ayakları üzerinde duran, dünya milletleri önünde yepyeni bir kimlik kazanmış olan bir milletin devletiydi. Kurtuluş Savaşı, silah elde çarpışan köylü ordularının ve onlara komuta eden yurtsever subayların emperyalist devletlere haddini bildikleri ilk savaştır. Bu mücadele cephe gerisinde ocağı tüttürmekle kalmayıp, kağnı arabalarıyla veya sırtlarında cepheye erzak ve cephane taşıyan köylü kadınlarımızın, halkı örgütleyen okullu gençliğimizin, İmalatı harbiye işçilerinin, aydın öğretmenlerin, yurutsever din adamlarının, Kuvayı Milliyeci gazetecilerin seferberliği ile başarıya ulaştı. Hepsini minnet ve şükranla anıyoruz.
Aradan 89 yıl geçti. Şimdi ülkemizin durumuna baktığımızda “Biz bu zaferi bunun için mi kazandık?” diye sormalıyız.
Biz bu zaferi, ordularımızı NATO’nun emrine verip savunmamızı Amerika Birlişik Devletlerine’ne emanet etmek için mi kazanmıştık?
Bu savaşı, ekonomik varlıklarımızı çok uluslu şirketlere rehin verip borç içinde yaşamak için mi vermiştik?
Millet bu savaşta kanını Avrupa Birliği’nin kapılarında boynu eğik beklemek ve onların her dediğini yapmak için mi feda etmişti?
Bizim savaşımız, yalnız Misakı Milli sınırlarını kurtarmak için miydi?, Dilimizi, kültürümüzü kurtarmak için de değil miydi?
Türkçenin devlet katında gördüğü muameleye bakın: Ülkenin en seçkin üniversitelerinde öğretim dili İngilizce.
Büyük kentlerimizin ana caddelerini yabancı dilden işyeri levhaları kirletiyor.
“Dinler arası diyalog” adı altında Amerikancı bir İslam yaratılıyor.
Tarikatlar, yönetim kademelerini ele geçirmiş.
Gençlerimizin büyük bir bölümü yabancı ülkelere gidip yerleşmenin hayalini kuruyor.
Ülkenin güneydoğusunda kan gövdeyi götürüyor.
Kim ki 30 Ağustos’ta tören alanlarında, gazete köşelerinde ve televizyon ekranlarında “Vatan millet Sakarya” edebiyatı yapıyorsa Büyük Zafer’den nasibini hiç almamış demektir.
Milli savunmayı NATO’nun emrinden kurtarmadıkça,
Avrupa Birliği kapısındaki bağları çözmedikçe,
Borçlardan kurtulmuş milli bir ekonomi yaratmadıkça,
Sınıflar arasındaki uçurumu gidermedikçe,
Türk dili ve kültürünü kültür emperyalizminden kurtarmadıkça, Büyük Zafer’i doğru anlamamış olacağız..
Türk milleti, 89 yıl önce, kendisine tecavüze yeltenenleri yere sermişti. Fakat milleti yönetenler, yıllar sonra bu tecavüzcüye âşık ve onun kölesi oldu. Türk burjuvazisi Türk milletine ihanet etti.
Kendini yeniden kurtaracak olan Çanakkale, İnönü, Sakarya, Dumlupınar kahramanlarının bugünkü torunlarıdır.
Tarih hükmünü yürütecek, emperyalizm mahvolacak, bütün ezilen ve bağımlı milletler milli bağımsızlılarına ve kimliklerine kavuşacaklardır. Türkiye halkı bu kavgada yeniden onurlu yerini alacaktır. (29 Ağustos 2011)
Zeki Sarıhan
Ulusal Eğitim Derneği
Genel Başkanı
Bir Cevap Yazın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.











Yorumlar